İki insan, toplumda birer birey, iki insanında yaşam tarzı, aldığı eğitimi, kültürü, töresi hatta coğrafi iklimleri dahi farklı. Bir tesadüf sonunda tanışırlar, birbirlerini severler yada öyle sanırlar; ve evlenmeye karar verirler. Bu iki insanın bir arada yaşaması demek, kadınında erkeğinde kendilerine olan inançlarından ve yaşam tarzlarından ödün vermek demektir. ;
Yoksa sevgi sandıkları şeyin cinsel çekimden başka bir şey olmadığını kısa zamanda görürler.
Evlilik sorumluk isteyen, karşısındaki insanın farklı bir yapıda olduğunu görüp, ona saygı duyup, sonrada kurdukları bu birliktelikte özveride bulunmaktır. Bu ilişkide sevgi ön plandaysa zaten saygıda, özveride, beraberinde gelir. Sevgi insanın en büyük olgusudur. Evlilikte sevgi yıllar geçsede ölmez, aksine dahada perçinlenir. Bunu bazıları alışkanlık diye adlandırsada sevgi ile alışkanlık çok farklıdır. İnsan sevdiğini, yıllar geçsede yanındayken bile özler ve sevdiğine her zaman aşkla bakar.
Bu tür evlilikler çok uzun yaşar. Ama her iki tarafında birbirini sevmesi gerekir. Tek taraflı sevgi ile, helede bu sevgi kadındaysa asla bu evlilik yürümez biter. Erkek seviyorda kadın da sevgi yoksa, bu evlilik kadının özverisiyle devam eder. Buda ya cocuklarının madur omaması içindir yada tutunacak başka bir dalı yoktur. Erkek sevmediğini hissettiği anda ilişkiye çok çabuk noktayı koyar.
Gerekçeside ”hayat benim hayatım” deyip arkasındakileri, birlikte yaşanmışları, sorumlulukları bir kalemde siler, hayatları hiçe sayar ve rahatlıkla gider. Erkeğe bu rahatlığı verende, toplumdaki ”erkektir yapar” anlayışıdır.
Be First To Comment
Related Post
Bu yazıya yorum yap